Nasır Deyip Geçmeyin, Siğili Nasır Sanmayın Yanarsınız!
Nasır Deyip Geçmeyin, Siğili Nasır Sanmayın Yanarsınız 1
Günümüzün giderek artan sağlık sorunlarından biri de nasır. Özellikle de hanımların… Oysa nasırsız, sağlıklı ayaklar için yapmanız gerekenler hiç de zor değil. Tabii nasırlarınızla siğillerinizi karıştırmadığınız müddetçe!
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada / Nasırından çektiği kadar / Hatta çirkin yaratıldığından bile o kadar müteessir değildi / Kundurası vurmadığı zamanlarda / Anmazdı ama Allah’ın adını / Günahkâr da sayılmazdı / Yazık oldu Süleyman Efendi’ye” Orhan Veli’nin şiirine böyle konu olmuştu Süleyman Efendi’nin nasırları. Günümüz insanının da başı nasırlarıyla dertte. Özellikle de hanımların…
İnsanlar genelde ilk zamanlar nasırlarını önemsemez. Gün geçtikçe daha da derinleşen kalın deri tabakası artık can yakmaya başlar. Hem de ayağınızı her yere bastığınızda. Sonra, halk arasında dilden dile dolaşan ‘nasır tedavi metotları’ uygulanır. Lakin tüm uğraşlar boşa çıkar, ‘Nasır bitti, gitti’ derken yine çıkıp geliverir. Peki bu nasırlar niye oluşur? Korunmak için nelere dikkat etmek gerekir? Günümüz kadınının başı neden nasırlarıyla dertte? Evde tedavi yöntemlerinden diyabetliler ve sinir sistemi hastalarının nasırlarına nasıl müdahale edileceğine kadar birçok önemli bilgi bu satırlarda…
Sürtünme veya baskı sebebiyle cildin belli bir bölgesi tahriş olduğunda deri kalınlaşarak bu duruma tepki veriyor. Oluşan kalın deri tabakasına da nasır deniyor. Genellikle nasırlar bedenin ağırlık taşıyan bölgelerinde ortaya çıksa da vücudun hemen her yerinde görülebiliyor. En ‘popüleri’ ise ayak nasırları.
ESKİDEN ERKEKLERDE DAHA ÇOK RASTLANIYORDU
Karabük Devlet Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Habibullah Aktaş, nasırların ana sebebinin, ayağın bir veya birkaç bölgesinde, sürtünmeyle birlikte oluşan fazla basınç olduğunu belirtiyor. Dr. Aktaş, diğer sebepleri de sıralıyor: “Sıkı, ayak yapısına uyumsuz, yüksek topuklu ayakkabılar giymek, dışarıda yalın ayak yürümek, parmaklardaki deformasyonlar, ayağın fazla kemikli olması ve yanlış yürüme (basma) hareketi.” Dermist Medikal ve Sağlık Hizmetleri’nden Dermatolog Dr. Zafer Türkoğlu ise nasırların oluşma sebebini “anatomik ve mekanik” olarak ikiye ayırıyor. Ayak parmak kemiklerinde görülen yamukluk, düz ya da çukur taban olmak gibi yapısal bozuklukları anatomik; dış etkenlerle oluşan nasırları da mekanik sebeplere bağlıyor.Göztepe Hastanesi’nden Uz. Dr. Salih Küçükoğlu da ani çarpma, sıkışma, bükülme sebebiyle de vücudun herhangi bir yerinde nasır oluşabileceğine dikkat çekiyor.
Dermatologlar son yıllarda ayakta nasır oluşumunun arttığını, uzun uğraşlara rağmen hastalıklarına şifa bulamayanların hekimlere başvurduğunu anlatıyor. Fakat işin en dikkat çekici yanı, önceki yıllarda çoğunlukla erkeklerde rastlanan bu ayak hastalığının günümüz kadınlarında daha fazla görülüyor olması. Dermatolog Dr. Salih Küçükoğlu, sivri burunlu ayakkabılar çıktıktan sonra ayak tabanının ön kısmı, parmak araları ve küçük parmağın dış yüzeyinde çıkan nasırlar sebebiyle pek çok hanımın kendilerine başvurduğunu söylüyor. Dr. Küçükoğlu, çalışan, takım elbise altına sivri burunlu ayakkabı giyen erkeklerin de nasır problemiyle karşılaştığını anlatıyor. Dr. Habibullah Aktaş ise karşılaştığı vakalardan yola çıkarak nasırın hanımlarda değil, erkeklerde daha çok görüldüğünü iddia ediyor. Çünkü günümüz Türkiye’sinde hâlâ hanımların büyük bir kısmı evde, çalışmıyor. Erkekler ise dışarıda; gün boyunca ayakları ayakkabı içinde ve sürekli hareket halinde. Dolayısıyla mekanik tahribat erkeklerde daha fazla.
Çevresindeki normal deriye göre daha sarımsı renkte, kalın bir tabaka olarak tanımlanan nasır; çoğunlukla koni şeklinde, sert yapıda görülse de ayak parmağı arasındakiler daha yumuşak oluyor. Nasırların hissedilen en önemli belirtisi ise günün sonunda ağrı yapması ve basınçla karşılaşınca ciddi rahatsızlık vermesi. Ayrıca kronikleştiğinde ya da şiddetli olduğunda, çevresindeki deri kızarıyor ve hareketsizken bile şiddetli ağrı yapıyor. İşte bu noktadan sonra ‘nasırzedeler’ doktorların kapısını çalışıyor.
Tedavi yöntemleri nasırın derinliğine göre değişiyor. Eğer çok ince bir tabaka halindeyse deri, ılık su içinde ayaklar bekletildikten sonra küçük müdahalelerle kalın deri temizlenebiliyor. Eğer hastalık biraz daha ilerlediyse uzmanlar, içinde yüzde 40 salisilik asit bulunan koyu kıvamlı kremi tavsiye ediyor ve bu vesileyle kalın tabakanın yumuşayıp erimesi bekleniyor. Nasır yakıları da bu durumda işe yarıyor. Salisilik asit içeren bu bantlar nasırın tam üstüne yapıştırılıp 24 saat bekletiliyor. Üst tabakası yumuşayan nasır, steril bir bıçakla kişiye acı vermeyecek derinlikte oyulup temizleniyor. Eğer tek uygulamada nasır yumuşamazsa birkaç kez daha aynı işlem tekrarlanıyor.